Rapa Nui

AhuTongarikiRapa Nui yada daha çok bilinen adıyla Paskalya adası devasa Pasifik Okyanusu’nun güneyinde, en yakın toprak parçasından binlerce kilometre uzakta bulunan yalnız bir adadır. Bugün adanın üzerinde bir zamanlar Rapa Nui’nin tüm güzelliğine ve yaşadığı olaylara tanıklık etmiş dev heykeller Moai’lar dışında pek bir şey bulunmaz.

Rapa Nui her zaman böyle cansız, çorak bir kara parçası değildi. Bundan bin yıl kadar önce şef Hotu Matu’a ve geniş ailesi bir katamaranla ilk kez buraya ayak bastıklarında burası sanki cennetten bir parça gibiydi. Dev palmiye ormanları ile kaplı, dünyanın en büyük ve çeşitli deniz kuşları kolonilerine ev sahipliği yapan tropik bir ada…

Bu cennet parçasında yaşamaya başlayan Rapanui’lerin nüfusları giderek artmaya başladıkça daha çok tarım yeri, daha çok yakıt ve kanoları ve evleri için daha çok ağaç kesmeye başladılar. En çok odun ihtiyacı ise Moai adı verilen dev heykellerin yapılmasında ve taşınmasında kullanıldı. Kabileler arasındaki rekabet büyüdükçe daha çok Moai yapmaya başladılar. Sonunda bu heykellere duydukları saplantı onların sonu oldu. Bu dev heykelleri dağın tepesinden duracakları yere taşımak için daha çok ağaç kestiler. Daha çok heykel yaptıkça daha çok ağacı yok ettiler. Sonunda adada kulübe yapmak için bile ağaç kalmadı. Uzun yolculuklara dayanacak kanoları yapacak ağaç kalmadı. Daha önce ağaçlardan yapılan balık ağları da gidince balıkçılık da sekteye uğradı. Ağaçlar olmayınca toprağı tutacak birşey kalmadı ve tarımda imkansız hale geldi. İnsanlar mağaralarda yaşamaya başladılar.

Zamanla karmaşık ve ileri Rapa Nui kültürü giderek gerilemeye başladı. Kölelik sıradan hale geldi. Yiyecek azaldıkça kalanlar yamyamlaştı. Yok etmek için fazlasıyla büyük muazzam taş heykeller devrildi. Rapanui toplumu sonunda iç savaşa sürüklendi ve barbar bir toplum haline geldi. Tek amaçları diğer kabileleri yok etmek haline geldi.

Büyük zorluklara rağmen Rapa Nui’ler yüzyıllar boyunca dünyanın o tipteki en ileri toplumlarından birini yarattılar. Bin yıl boyunca sadece hayatta kalmalarını değil gelişmelerini sağlayan karmaşık sosyal ve dinsel bir hayat tarzı sürdürdüler. Bir çok bakımdan insan hünerinin zaferi ve zor bir çevre üzerindeki hakimiyetinin göstergesiydi. Ama eninde sonunda artan sayıları ve kültürel hırsları ellerindeki sınırlı sayıda kaynak için çok fazla geldi. Çevreleri baskı altında iflas edince toplumları çok kısa sürede çöktü ve barbar haline döndüler.

Bugün Rapa Nui üzerinde birkaç kişi ve bir iki hayvan ve bir kaç ağaç ve 600 den fazla Moai bulunan çorak bir tropik ada ve insanların sömürüsünün nelere yol açtığı konusunda açık bir uyarı olarak duruyor. Pasifiğin ortasındaki o küçük ada gibi Dünya’da güneş sisteminde yalnız. Tıpkı Rapa Nui’ler gibi insanların da kaçabilecekleri pek bir yer yok.

Belki Rapanuiler’in önünde ne olacağı konusunda bir uyarı yoktu. Her ne kadar zamanla adalarının kaynaklarının tükendiğini gördülerse de bu konuda bir şey yapmadılar ve bedelini en ağır şekilde ödediler. İnsanlığın karşısında ise böyle bir örnek var ama şu ana kadar pek ders aldığımız söylenemez.

Rapanuiler’den daha iyisini yapıp yapmayacağımızı zaman gösterecek.

Hayata dair kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Apple Neden Farklı?

Aşağıdaki fotoğraf bir projeksiyon cihazının hangi marka bilgisayara nasıl bağlanması gerektiğini anlatan kendine ait bilgi ekranına ait.

Bana kalırsa Apple’ın neden diğerlerinden daha çok arzu ve takdir edilen bir marka olduğu aşağıda çok açık bir şekilde belli oluyor.

Çünkü Apple;

Yalın, kolay  & farklı.

&

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Tabela Ormanları

Etrafta bir sürü lüzümsüz – gösteriş amaçlı yapılmış iş var. Ben bunlara tahammül edemiyorum.

Geçen ay iş icin 2 arkadaşımla beraber arabayla Ankara’ya gidip geldik. Dikkatimi çekti, yol kenarlarinda neredeyse her 10 km de bir “Hatıra Ormanı”  tabelası var.

En az 15 tane saydim. Hiçbirinin 50 metre yakınında ağaç mağaç yok. Tabelalari birakip kacmislar. Etrafta otlar ucusuyor. Tabelaların yaptıkları tek işgereksiz kalabalık. Heralde sadece ucuz reklamlarını yapmak için bu işi yapıyorlar.

Hiç yapmasalar doğaya daha çok katkıları olur.

 

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Yaratanlar

Gecenlerde her ulkeden bir bebegin sembolik olarak 7 milyarinci insan secildigini anlatan bir haber vardi. 2011′deyiz. Tam 100 yil ocesine bir bakin. Dunyayi yonlendirecek ne kadar cok insan, ne kadar cok yenilikci ve yaratici beyin dogmus ya da dogmak uzere. Yeni doganlara 7 milyar insanin oldugu dunyayi onlara soyle aciklayabilirim: daha fazla insan, daha kompleks kapitalizm, daha az farklilik. Evet, yeni dogan 7 milyarincilarin da digerlerinden pek farki olacagini sanmam. Ayni seyleri okuyup ayni seylere inanip, ayni seyleri hedefleyecekler. Farkli olmalari icin yeterince bos alan, farkliliklarini destekleyen veya ozendiren bir yapi yok onlari bekleyen. “Kurallari cizilmis bir dunyada kurallarda ne kadar iyi olduklarina gore degerlendirilecekler.”

Bu yaziyi bir sonraki yaziyi yazarken aklima gelen Steve Jobs’un ardindan yazmak istedim. Farkliligin en buyuk degerleri yaratabilecegini gosterdigi icin.

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

I know what you did in Bozcada

Bayramda kalabalik bir grup Bozcaada’ya gittik. 4 gunluk oldukca zevkli bir tatildi. Anlatmak gerekirse su sekilde ozetleyebilirim:

Oncelikle “Gunes”ten her zaman korunmalisin.mumkunse 50 faktor,
Saat 12′den sonra odana gelen her sarhos kadina kapini acmamalisin. Dusundugunuz gibi olmuyor..
Otel personeliyle herzaman iyi gecin. Hatta en iyi gecinen sen ol. Aleyhine calisabilirler..
Pepsi’ye de bir sans ver. Adamlar calisiyor.Adada 1 numara!
En seksi pozu veren en beklenmeyendir, kaniti var..
Bankacilari sevmelisin ama ayri vücutlarda,
Denizleri asta gel kurbanin olam…(tamamen alintidir)

Yazarin notu: yukarida yazanlardan Bozcaada hakkinda hicbirsey anlamayanlar icin sunlari soyleyebilirim: Bozcaada normalde sakin ve sirin bir ada. Ufak guzel oteller var. Denize girilebilecekyerler kisitli, ve sikilmadan en fazla 3-4 gun kalinabilir. Zaten bundan daha fazla kalmayi dusunurseniz adaya yerlesenler kervanina katilirsiniz muhtamelen. Adaya yerlesenler derken onlardan biri de Maya restoranin sahibi Selcuk Bey. size söz veriyorum ki eger giderseniz (ve Lodos’ta harika bir balik yediyseniz)3. Gunun sonunda daha fazla balik ve meze yemektense Selcuk Bey’in bag evinde kendi elleri ve ailesiyle hazirladigi yemeklerden tatmak icin siraya gireceksiniz. Basarisiz olmamak icin size tavsiyem gitmeden maya Bozcaada’nin web sitesini incelemeniz ve yer ayirtmaniz.

Son olarak, zenginlik kendine ayirdigin zaman ve buna deger katan arkadaslardir. Her ikisinide yasatanlara sevgiler..

Uncategorized kategorisine gönderildi | 1 yorum

Kokulu Ayakkabılar / Stonefly

Bu sabah evden işe doğru aceleyle çıkarken garip birşey farkettim. Ayakkabım kokuyor. Hayır öyle kokmuyor. Yani pis değil. Kendine özgü güzel bir parfümü var ve bir ayakkabıya göre oldukça hoş bir koku. Alalı 1 ay olmasına rağmen de hala daha oldukça kuvvetli.

Tamam, elbette bütün yeni eşyaların kendilerine has kokuları vardır. Ama kendinden parfümlü bir ayakkabı fikri size de enteresan gelmiyor mu? En azından Stonefly markası hep kokulu ayakkabı olarak aklımda kalacak. Ayrıca ayakkabı oldukça rahat, bunu da belirtiyim.

100% müşteri memnuniyeti.

www.stoneflyshoes.co.uk/

 

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Fikir Münakaşası

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Indian Stayla

Resimlere tıklayalım…

Kadirizim in India:

Yaratıcı firikler:

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

En iyi 10 film fragmanı

Arkadaşımız Alibaş Ejderja Dövmeli Kız filminin fragmanını tweetlemiş ilginç bir fragman diye. Ben beğenmedim. Bence bir fragman insanda filmi izleme isteği uyandırmalı. Bu fragman bende hiç merak uyandırmadı. Ama boş durmadım en iyi 10 film fragmanı sunuyorum size.

Bonus:

Sinema kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

VOLTRAN

Bu bloga başlamamdaki önemli sebeplerden biri Sinan’ın benden yaklaşık 2 sene kadar önce kendi blog’unu açmasıydı. Bir nevi bana öncü olmuştu.

Açıkçası açtığı bu blog Türkiye’de belkide bir blog’un ulaşabileceği en yüksek adetteki rakamlarda ziyaretçi sayılarına da ulaşmıştı.

Şimdi, epeydir faal olmayan bu blog ve Tagasblog.com’u birleştirme kararı aldık. Bundan sonra ikimizde buradan yazacağız.

Ayrıca Sinan’ın eski yazılarına da bu blog’tan ulaşabileceksiniz.

Bizi okuyun.

Voltran – Voltran – Voltran

 

 

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın